sıkıldım...
Pazar,13.Eylül.2009 saat: 18.54

Lise ikinci sınıftaydım ve en sevdiğim ders edebiyat dersindeydik. O gün bir değişiklik olmuştu. Sınıfa, yerinde duramayan, yakışıklı Said gelmişti. Edebiyat hocamızın oğlu Said :) Said oradan oraya koşturuyor, o koştururken saçları da onunla birlikte koşuyordu. Hocamız bir yandan ders anlatıyor, bir yandan "Said dur oğlum, Said lütfen oğlum" diyerek oğlunu oturtmaya çalışıyordu ama ne mümkün...

O günü hiç unutmam, Saidin ismine ve saçlarına hayran kalmıştım. Eski Türk filmlerindeki "sezercik"i anımsatmıştı bana... Ve orada dersi dinlermiş gibi görünürken, "birgün oğlum olursa ismi Said olacak ve saçlarını uzatacağım" demiştim içimden...

Bir gün oğlum oldu, ismi Said oldu ve saçları uzadı. Benim oğluma çok yakıştı saçları:)

İlla kırk yaşına mı gelinmeli işinize karışılmaması için, yada edebiyat hocası filan mı olmanız gerek, yani sözünüzü geçirdiğiniz öğrencileriniz mi olması gerekki, başkaları size söz geçiremesin!!
Yadaaaa umursamaz, kırıcı, yeri geldiğinde, yaşına başına bakmadan mıh gibi cevabınızı verip, nolursa olsun kim kırılırsa kırılsın deyip. Yalnızca kendini önemseyen biri mi olmalı..

Neden birileri hep yolunu değiştirmek ister birilerinin! Neden birileri hep kendi yolunu doğru bilir!
Doğru olmasa da, mutluluğun en büyük doğru olduğunu neden bilmezler!!

Öööfffff sıkıldım çooook sıkıldım. Ben oğlumu böyle sevdim, ilerisini bilemem, o büyüdüğünde kendini nasıl görmek isterse aynada, karışmam. Banada karışmasınlar, İS-TE-Mİ-YO-RUM.

Sokakta görenler, "aaaa kız değilmi ben kız sanmıştıııım" ama benim oğlumun kıyafetlerindende mi anlamıyorsunuz?? Asansör kapısı açılır, biz içeri girerken, seni gören bir delikanlı "buyrun küçük hanım" der biz babanla birbirmize bakarız. "Yaşlı bir teyze ayyy erkekmi, yapma kızım kestir saçlarını, olmaz böyle, yakışmaz, o erkek çocuğu, kız değil ki" der. Ben sabırla dinler, saygı duyar, doğru der geçerim. "yok teyzecim, ben böyle seviyorum, çok yakışıyor oğluma" desem anlamaz ki:( Restoranda yemek yerken, garson gelir, "küçük hanım ne ister" diye sorar, "o küçük hanım değil, küçük bey abisi" derim ve garson "ne diyosun abla yaaa, benim dört tane oğlum var, ben anlarım" der. Yuh artık! diyesim gelir ama diyemem ki! Dedenlere gideriz, konu döner dolaşır saçlarına gelir. "Kızım kestir şu çocuğun saçlarını, bu ne böyle, hiç yakışmıyor" artık dedenlere dahi gitmek istemem sırf bu yüzden. Öbür deden tel açar saçlarını sorar "saçları duruyormu, saçları" !!!

Hayııııır ben abartmıyorum, abartan sizsiniz, bu konuyu bu kadar abartan ve sonunda oğlumun farkına varmasını sağlayan da sizsiniz...

Ve birgün sen "anne men kıj değilim, sen kıjşın, men eekekim anne, eekek" dersin...

Annem birtanem, bu kadar olumsuz tepki yanında, saçlarının sana çok yakıştığını söyleyen, öyle çok insan var ki, "çok tatlıııı" deyip saçlarından okşayanlar. Apartmanda merdivenlerden çıkarken, hiç tanımadığımız bir bayan özellikle durup "sen ne kadar yakışıklı bir erkeksin" diyerek uzun uzun sevmişti seni. Hatta saçlarını ilk kestirdiğimizde Fatih abin çok üzülmüştü;) "bir daha kestirmeyin bu çocuğun saçlarını" demişti. Ve daha bir sürü güzel tepki. İnan bana saçlarını sevenler, sevmeyenlerden çok daha fazla. Beni rahatsız eden olumsuz tarafı olduğundan böylesine uzattım bu yazıyı ve ben, artık seninde rahatsız olduğunu farkettiğimde, sanırım bir hata yaptım...






2 Yorum 2 Yorum ( 1084 Gösterim )   |  permalink


<<| <Sonraki | 83 | 84 | 85 | 86 | 87 | 88 | 89 | 90 | 91 | 92 | Önceki> |>>