anne olmak...
Pazar,21.Haziran.2009 saat: 20.06

Nasıl anne olunur bilir misiniz?
Ne gebe kaldığınızda annesinizdir, ne de yavrunuzu kucağınıza verdiklerinde. Anne olmak sabır ister. Zaman ister...
Hem anneliğe henüz hazır değilim gibi saçma cümleler de kurmayın sakın, anne olmadan, anneliğe hiçbirzaman hazır olamazsınız...
Yaşayarak, herşeyi yaşayarak anne olunur. Yavrunuz büyürken sizde anne olursunuz, sevgisiyle, huzuruyla, hastalığıyla, üzüntüsüyle adım adım anne olunur...
Ben her adımında, her nefes alışında, her yeni kelimende, her yediğinde, içtiğinde ve her hasta oluşunda anneliği öğrenen bir anneyim...

Bu fotoğraflardan bir hafta önce 38,5 derece ateşlendin meleğim, gece yarısı uyandığında ateşin 39,5 olmuştu ateşini azaltmayı başardık, ertesi gün yemek yememeye başladın ve "anne acıyo acıyoooo" diyerek ağzını gösterdin, ağzına baktım ama birsey yoktu. Boğazlarının acıdığını ve grip olduğunu düşündüm.
Fakat üçüncü gün, ağzına hiçbirşey sürmemeye başladın ve ben tekrar ağzının içine baktığımda, iç yanağında beyaz bir kabarcık görünüyordu, doktora gittik ve ağzındaki şişliğin "aft" olduğunu, yalnızca rahatlatıcı ilaçlar verebileceğini kendiliğinden geçeceğini söyledi. İçimiz rahatladı eve döndük ama sen ateşler içinde yanıyordun ve hergeçen gün daha kötü oluyordun, en kötüsü de yemiyordun hiçbirşey yemiyordun. Sabah, öğle, akşam ağzına lokma girmiyor ve acıyor diyerek ağlıyor, geceleri "anne çok acıyooo" diye ağlayarak uykundan uyanıyordun.

Ben ağzına her baktığımda sayısı artmış "aft"lar görüyordum, yalnızca süt içiyordun annecim ve ben ne yapacağımı şaşırmış bir şekilde süte çiğ yumurta kırıyor belki azıcık da olsa faydası olur diye sütü bu şekilde içiriyordum ama sen kusuyordun. Doktoru aradığımda yapabileceğimiz hiçbirşey yok sabredin, rahatlatıcı spreyini sıkın diyordu. Ama sen spreyden nefret ettiğin için ben spreyi ağzına zorla sıkıyordum ve sen saatlerce ağlıyor, ben saatlerce ağlıyordum.
Çok zayıfladın, halsizleştin, oyuncaklarını alıp oynamak istiyor fakat hemen yoruluyor, koltuğa uzanıyordun ve çoğu zaman uyuyakalıyordun. Ve ben seni böyle gördükçe, ne yapacağımı şaşırıyor, ağlıyor ağlıyordum. Sen kusuyordun, yemiyordun, ağlıyordun. Ben siliyordum, ağlıyordum...

Sonunda iyi oluyorsun sandığımız bir pazar günü biraz hava alasın diye dışarı çıktık ama sen biraz dolandıktan sonra yine halsizleştin, ben artık dayanamadım ve babanla seni acile götürdük, doktor muayene ettikten sonra, diğer doktorun söylediklerinin aynını tekrarladı. Yalnızca istersek serum verebileceğini söyledi ve serum bağladı.

Sen hastalığın verdiği halsizlik, yorgunluk ve, üstüne birde eline giren serum iğnesini görünce bastın çığlığı, ilk denemede olmadığı için eline tampon yapmak gerekiyordu, ben elinin üzerini sımsıkı tutarken, sen "anne bıyakma şakın, şakın bıyakma anne" diye yalvarıyordun, baban "benden güç aldığını söylüyordu" bende senden, senin birazcık iyi olabilme ihtimalinden güç alıyordum.

Tam uykuya daldığın esnada elini bıraktım, sen sıçrayarak "anne bıyakmaaa" diye uyandın ve ağlamaya başladın...
Çok şükür onbeş günün sonunda iyileştin...

İşte anne olmak, anneliğe adım adım gitmek böyle birşey. Hiç kimse, hiçbirzaman anneliğe hazır hissedemez kendini...



7 Yorum 7 Yorum ( 1977 Gösterim )   |  permalink


<<| <Sonraki | 107 | 108 | 109 | 110 | 111 | 112 | 113 | 114 | 115 | 116 | Önceki> |>>